Çevre Kirliliği

Temiz Üretim Teknolojilerinin Kullanılması

Yeşil Büyüme, çevre ve doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı en aza indirirken, üretimde enerji ve su sarfiyatlarının en az seviyede tutularak, en üst düzeyde faydanın elde edilmesini öngören, iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının azaltılarak kontrol altına alınmasını sağlayan, küresel finansman kaynakları ve teşvik mekanizmaları oluşturarak yoksulluk ile mücadele eden, tüketim modellerinde ve ürünlerdeki ekolojik verimliliği yükselten ekonomik bir modeldir.

 

OECD, UNEP gibi uluslararası örgütler “Yeşil Büyüme” veya “Yeşil Ekonomi” kavramını çevresel iyileştirmelere katkı sağlayan mal ve hizmetlerin yatırım ve tüketimini önceliklendiren bir anlayış olarak tanımlamaktadır.

 

Yeşil kalkınma, büyümeyi kaynak kullanımına, karbon emisyonlarına ve çevresel zararlara yönelik ağır bağımlılıktan kurtaran bir kalkınma modeli olup, yeşil kalkınma yeni yeşil ürün pazarlarının, teknolojilerin ve yatırımların, tüketim ile koruma davranışında değişiklikler yaratması yoluyla büyümeyi teşvik etmektedir.

 

Ekonominin bakış açısına yeni bir güncelleme getiren Yeşil Büyüme, yüksek kaliteli kalkınma modeli anlamına gelmektedir. Mevcut sıcaklığının 2°C’den yukarı çıkması önlenecekse, sera gazı emisyonlarının azaltılması için küresel çapta çok güçlü çabalara ihtiyaç vardır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için hem küresel ekonomide hem de tek tek her ülkenin ekonomisinde bir takım değişiklikler gerekecektir.

 

Ekonomik faaliyetlerin daha çevreci hale getirilmesi mantığıyla oluşturulan sürdürülebilir kalkınma modelindeki konuların bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Doğal kaynakların verimli kullanımı,
  • Eko verimlilik,
  • Düşük karbonlu kalkınma,
  • İklim değişikliğine uyum,
  • Sürdürülebilir kent yönetimi,
  • Yenilikçi istihdam alanlarının oluşturulması-Yeşil İstihdam,
  • Sürdürülebilir Atık Yönetimi,
  • Çevreci Ar-Ge çalışmalarının ilerletilmesi,
  • Ekolojik binalar,
  • Eko vergi-Yeşil bütçe reformları,
  • Cinsiyet Ayrımcılığının Giderilmesi
  • Sürdürülebilir Ulaşım
  • Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Tarım
  • Sosyal Projeler-Uygulamalar

 

Tüm dünyada toplumsal seviyeden hükümetlere oradan iş dünyasına kadar günlük hayatın bir parçası olarak temiz üretim teknolojilerinin kullanılması ve inovasyon ile temiz enerji ve düşük karbon çözümlemesi gittikçe önemli hale gelmektedir.

 

Dünya çapında sürdürülebilir bir kalkınma anlayışına geçiş için dünyanın her yerinde devletlerin, politikacıların, iş dünyasının, sivil toplum kuruluşlarının, bilim adamlarının, medyanın ve kamu yararı güden vakıfların hep birlikte işbirliği içinde olmaları gerekmektedir. 

 

Geleneksel sınırsız kalkınma ve sı­nırsız tüketim modelleri yerini sür­dürülebilir ve dengeli kalkınma mo­delleri olan yeşil ekonomi ve yeşil politikalara bırakmaya başlamıştır. Konuya dünya genelinde baktığımız­da kişi başı emisyon ve milli gelir parametreleri ile kıyaslandığında bir­birine yakın olduğumuz Çin, Güney Kore, Brezilya, Meksika gibi ülkemi­zin kalkınma kriterlerine paralel ve hızlı bir biçimde gelişmekte olan ül­kelerin de; düşük karbon ekonomisi çerçevesinde stratejiler geliştirdiği ve çalışmalar başlattığı görülmektedir. 2023 yılı dünya ekonomi klasmanında ilk 10 ülke içerisine girmeyi hedefle­yen ülkemizin de rekabet halinde ol­duğu ülkeler yine bu ülkelerdir.

 

İnovasyon, sürdürülebilir kalkınma­nın olmazsa olmaz bir ön koşuludur ve bu bağlamda yeşil ekonomi; yeni bir küresel ekonomi vizyonudur. Eski teknolojiler halihazırda daha ucuz­dur ve yeşil teknolojilere göre yakın gelecekte de daha ucuz olacaklardır. Bundan dolayı, yeşil teknolojilerin daha fazla geliştirilmesi ve maliyet açısından eski teknolojiler ile rekabet edebilir hale getirilmesi gereklidir ve bu bağlamda yeşil ekonominin olum­suz etkileri dikkate alınmalı ve bu etkilerin nasıl en aza indirilebileceği detaylı bir şekilde analiz edilmelidir.

 

Finansal ve teknolojik imkânların azlığı, yeşil ekonomi politikalarının uygulanmasındaki en önemli sorun­lardır. Yenilenebilir enerji kaynakları ve temiz teknolojilerin yaygınlaştırıl­masında tüm ülkelere yönelik ekono­mik ve istihdam fırsatlarının en üst seviyeye çıkarılması gerekmektedir. Tüketim ve katma değer vergileri gi­rişimciler için teşvik edici hale getirilmelidir.

 

Türkiye, bu alanda kapsamlı bir İklim Değişikliği Eylem Planı (İDEP) hazır­layarak ve bu planı 2011 yılı Temmuz ayında yayınlayarak iklim değişikli­ği alanındaki uluslararası çabalara sunduğu katkılar bağlamında geliş­me kaydetmiştir. Bu belge aynı za­manda yeşil büyüme çerçevesinde hazırlanmış Türkiye’nin ilk stratejisi­dir. İklim Değişikliği Eylem Planı’nın genel amacı sera gazı emisyonlarını sınırlandırmaya yönelik ulusal ko­şullara uygun eylemler belirleyerek iklim değişikliği ile mücadele edil­mesi, iklim değişikliğinin etkilerinin yönetilerek dayanıklılığın artırılması ve iklim değişikliğine uyumun teşvik edilmesidir. Bunun yanında enerji, ulaştırma, atık yönetimi, sanayi, bi­nalar ve tarım ile ormancılık sektör­leri çevre, ekonomi ve ekoloji boyut­ları bir arada tutularak ele alınmıştır.

 

Uzun vadeli olarak 2023 yılını öngö­rerek hazırlanılan bu eylem planı ile “gelişmekte olan çevreci bir ülke” şuuruyla yoluna devam eden Türki­ye’nin kalkınma ve çevre ile ilgili ge­lecek hedeflerinin entegrasyonunun kesintisiz bir şekilde hızla devam etmesi beklenilmektedir. Yeşil büyü­me stratejileri kapsamında ele alınan uluslararası kriterler ile Türkiye ik­lim değişikliği eylem planının karşı­laştırılması tabloda gösterilmektedir.

 

YEŞİL BÜYÜME STRATEJİSİ KRİTERLERİ TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EYLEM PLANI
YENİLENEBİLİR ENERJİ (hidroelektrik, biyoya kıtlar, btyokütle…vs)
  • Hidroelektrik enerji teknik ve ekonomik potansiyelinin tamamının, ekonomik, çevresel ve sosyal koşullar göz önünde bulundurularak havza bazında değerlendirilmesi
  • Biyoyakıtlar için enerji katkısı göz önüne alınarak yeni araştırmalara hız verilmesi
  • Biyokütle yol haritası çıkarılması
  • Güneş enerjisi kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla yasal düzenlemeler yapılması ve uygulamaya geçirilmesi
  • Denizlerde rüzgâr enerjisi konusunda yol haritası hazırlanması ve finansman modelinin geliştirilmesi
ENERJİ VERİMLİLİĞİ
  • Enerji verimliliği uygulamaları için ETKB tarafından verilen teşvik miktarının 2015 yılına kadar %100 artırılması,
  • Enerji verimliliği danışmanlık şirketlerinin (EVD’ler) etkinliğinin artırılması amacıyla mevcut mevzuatın gözden geçirilmesi, EVD’lerin desteklenmesi ve sayısının artırılması
  • Binalarda enerji verimliliğinin artırılması için eylem planı geliştirilmesi
SANAYİ (Emisyonlar ve Atık)
  • 2023 yılına kadar sanayi sektöründe sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasına yönelik yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması
  • Ambalaj atıkları yönetim planının tamamlanması,
  • Geri kazanım tesislerinin kurulması
MOBİLİTE (Hava Emisyonları, Gürültü)
  • Trafik yoğunluğuna bağlı gürültü ve hava kirliliğinin önlenmesi
  • Kent merkezlerine otomobil girişi sınırlandırılmasına yönelik uygulamaların değerlendirilmesi
İNOVASYON
  • 2014 yılına kadar temiz üretime yönelik Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin güçlendirilmesi
  • Enerji ve Sanayi Sektörlerinde sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasına yönelik Teknoloji ihtiyaç analizlerinin yapılması
ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRME/STRATEJİK ÇEVRESEL DEĞERLENDİRME
  • Kentiçi ulaşım planlarının her ölçekteki imar planları ve çevre düzeni planlarıyla bütünleşik olarak hazırlanması
ŞİRKETLERİN SOSYAL SORUMLULUKLARI
  • Özel sektörün sosyal sorumluluk faaliyetleri çerçevesinde kamuoyunun emisyon sınırlandırma ve iklim uyum konularında bilinçlendirmesi
YASAL DÜZENLEMELER
  • Sera gazı emisyonlarının sınırlandırılmasına ve enerji verimliliğine yönelik olarak yeni yasal düzenlemeler yapılması
  • 2023 yılına kadar alternatif yakıt ve temiz araç kullanımını arttırmaya yönelik yasal düzenlemelerin yapılması
  • Temiz kömür uygulaması teknik kriterlerine yönelik yasal düzenlemelerin yapılması

 

Türkiye, hazırlanan bu iklim değişikliği eylem planı ile sadece yeşil büyüme kriterleriyle yetinmeyip, sürdürülebilir şehircilik, sürdürülebilir gıda üretimi, sürdürülebilir tarım ve hayvancılık, doğal afet risk yöneti­mi, ekosistem hizmetleri, biyolojik çeşitliliğin korunması ve ormancılık faaliyetlerindeki çalışmaları ile yeşil istihdam olanaklarının arttırılmasını hedeflemektedir.

 

Türkiye, sürdürülebilir kalkınma il­kesi çerçevesinde sosyal ve ekono­mik kalkınmasını hızla sürdürmekte kararlı olan bir ülkedir. Ekonomik gelişme ve istihdama yönelik fırsatlarını yenilenebilir enerji kaynaklarının ve temiz teknolojinin genişletilmesi ile arttırma isteğindedir. Son on yıl süre­since; su, rüzgâr ve jeotermal enerji potansiyelimizden verimli bir şekilde faydalanılmaktadır. Türkiye, 2023 yı­lında toplam enerji üretim içerisinde yenilenebilir enerji üretim payını %30 seviyesine çıkartmayı hedeflemekte­dir. Özelikle ulaştırma alanında toplu taşımayı özendirici yatırımlar, hızlı tren uygulamaları, yakıt kalitesi iyi­leştirmeleri ve biodizel kullanımının yaygınlaştırılması gibi politikalar benimsenmektedir.

 

Türkiye için yeşil büyüme politika­sı oluşturmak, ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilir esaslarının uyumlu bir şekilde birleştirilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle kalkınma­nın bu üç boyut üzerinden düşünül­mesi gereklidir.

 

Geleceğin ajandasında ortaya çıka­bilmesi kuvvetle muhtemel sorunla­rın önceden öngörülerek, şimdiden bunlara yönelik çözüm altyapılarının hazırlanması, enerji ve sanayi üre­timi ile çevresel değerleri çatışan alanlar olarak değil, insanlığın refahı ve kaliteli hayat standartlarının oluş­ması için; enerjinin üretilmesi ve bu aşamalarda çevrenin korunması temelinde bir bütüncül yaklaşımla ele alınması gereken konular olarak görülmesi gereklidir.

 

Türkiye’de Elektrikli Otomobiller

Türkiye’de 2012’nin ilk on bir ayında 95 adet elektrikli otomobil satışı ya­pılmıştır. Elektrikli araç dönüşümüne dair yönetmelik Bilim Sanayi ve Tek­noloji Bakanlığı tarafından yayınlan­mıştır. Elektrik şarj altyapısı büyük şehirlerde kurulmaya başlanmış­tır. Türkiye’de elektrikli otomobillere motor güçlerine göre üç kademeli bir vergi indirimi uygulanmaktadır. Hibrit modellerde bu indirimden faydalanılamamaktadır. Yerli elektrikli oto­mobil üretimi ile ilgili gelişmeler de yaşanmaktadır.

 

Ülkemizde iç pazarında 2013 yılında 85 kW altı 31 adet elektrikli otomobil satışı gerçekleşmiştir. 2015 yılı üç aylık dönemde ise, 85 kW altı 8 adet, 121 kW üstü ise 13 adet elektrikli oto­mobil satışı gerçekleşmiştir.

 

Talep ve tüketimimizde herhangi bir değişikliğe gidilmediği takdirde, 2050 yılında şu anda kullanılanın 3 katı hammaddeye ve %70 daha fazla gıda ürünlerine ihtiyaç duyacağız, hat­ta önümüzdeki 20 yıl içerisinde %40 daha fazla enerji ve su ihtiyacımız or­taya çıkacaktır.

 

Kaynakların etkin kullanımını temel edinmiş olan yeşil büyüme yeni sa­nayi ve iş imkanları doğuracaktır. Eko-sanayi sayesinde AB’de ki is­tihdam, kriz olduğu halde yılda %3 oranında artmaya devam etmiştir 2000-2008 yılları arasında sadece atık sektörü %20’den fazla büyümüş, benzer şekilde geri kazanım alanın­daki iş imkanları %80 artmıştır. Yeşil büyüme sadece eko-sanayi ile sınır­lı kalmayıp, inşaat sanayiinden gıda sanayiine, ulaşımdan enerji üretimi ve hizmet sektörüne, turizme kadar birçok sektörde iş imkanı oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, çevre mevzuatı aslında engelleyici değil, iş fır­satları yaratan bir araçtır.

 

Kaynaklar

http://www.oecd.org/greengrowth/45529850.pdf

http://europa.eu/rapid/press-release_SPEECH-13-359_en.htm

http://energytransition.de/2013/03/from-coal-to-renewables-the-jobs-perspective/

http://www.pbl.nl/node/60481

Yeşil Kalem

Daha yeşil ve güzel bir Dünya için yola çıkan Yeşil Aşkı, herkesi Dünya’ya zarar vermeden, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaşama davet ediyor. Bütün gayemiz; temiz bir çevre, yaşanabilir bir dünya ve yeşil gören gözlerdir. Yeşil görmeyen gözler, Renk zevkinden mahrumdur.

blank

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir